Yeni rüzgar santralları geliyor

Bu amaçla Enerji Piyasası Düzenleme ve Denetleme Kurulu’na (EPDK) başvuran 5 firmaya lisans verilmesi halinde, 24 adet rüzgar santralı yapımına başlanarak planlanan sürede enerji üretimine başlanacak.Daha önce bu amaçla üst kurula yapılan 24 adet yeni projenin dışında, geçtiğimiz günlerde yine Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde kurulması öngörülen 13 adet rüzgar santralına yönelik lisans başvurusunda daha bulunulmuştu.Yapım finansmanı, ilgili firma veya firma grubu tarafından karşılanacak olan söz konusu projelere lisans verilmesi halinde, önümüzdeki günlerde toplam 37 adet rüzgar santralına yönelik yatırım çalışmalarına başlanmış olacak.Çeşitli güç ve kapasitelerde ilgili firmalar tarafından kurulması öngörülen santralların büyük bölümü Muğla bölgesinde faaliyet gösterecek.Bursa, İzmir, Osmaniye, Balıkesir, Çanakkale, Karaman ve Hatay gibi rüzgarı yoğunlukla alan iller de, yeni rüzgar santralı kurulacak bölgeler arasında bulunuyor.

Portekiz güneşi enerjiye dönüşüyor.

Tesis 60 hektarlık bir alana yayılmış elektrik üreten güneş panellerinden oluşuyor.

Tesisin kurulduğu güneydeki Alentejo bölgesi, aynı zamanda Avrupa Birliği’nin en çok güneş alan noktalarından birisi.

Yetkililer Serpa kasabası yakınlarındaki tesisin sekiz bin evin ihtiyacını karşılayacak kadar enerji üreteceğini söylüyorlar.

Bu tesis, Portekiz’in küresel ısınmaya yol açan gazları azaltma çabalarının bri parçası.

Avrupa Birliği 2020 yılına dek üyelerinden tükettikleri enerjinin beşte birini yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlamalarını istiyor.

Tesisin ayrıca başkentin 200 kilometre kadar güneydoğusuna düşen Alentejo bölgesine istihdam ve ekonomik canlılık getirmesi umuluyor.

Alentejo, ülkenin geneline göre yoksul ve temel geçim kaynağının tarım olduğu bir kesim.

11 megavat kapasiteli tesiste 52 bin adet fotovoltaik modül bulunuyor.

Güneşin enerjisini elektriğe dönüştüren bu hücrelerin yıl boyunca 20 gigavat saat enerji üreteceği belirtiliyor.

Aynı miktardaki enerjiyi, petrol ve kömür gibi fosil yakıtlarla sağlamak 30 bin ton sera gazı yaratılmasına yol açacaktı.

Portekiz önümüzdeki beş yıl içinde yenilenebilir enerji kaynaklarını geliştirmeye 10 milyar dolar ayırmayı öngörüyor.

Portekiz bu amaçla rüzgar, güneş, ve dalga enerjisine yöneliyor.

Portekiz Başbakanı Jose Socrates, Portekiz’in enerjki ihtiyacının yüzde 45′inin 2010 yılına kadar yenilenebilir kaynaklardan sağlanmasını istiyor.

En büyük güneş enerjisi santrali açıldı

Başkent Lizbon’un 200 kilometre güneydoğusundaki Serpa bölgesinde tepelik bir alana kurulan 11 megavat gücündeki güneş enerjisi santrali 61 milyon euroya maloldu.

Serpa’da 60 hektarlık alanı kaplayan santrali, Amerikan GE şirketiyle Portekiz’de yenilenebilir enerji sistemleri üzerinde çalışan Catavento şirketi ortaklaşa yaptı.

Avrupa’nın en fazla güneş alan yerlerinden biri olan Serpa’daki santral 8 bin haneye hizmet verecek ve 30 bin ton sera gazının yayılmasını engelleyecek.

Haziran 2006′da yapımına başlanan santralde kısmi üretim Ocak 2007′de başlamıştı.

Enerji ihtilacının büyük kısmını ithal eden Portekiz, son zamanlarda güneş ve rüzgar enerjisi üretimine yaptığı yatırımlarla 750 bin evin enerji ihtiyacını karşılamaya başladı.

Belediyeler Güneş Enerjisini Seçiyor

enilenebilir enerji yükselişini sürdürürken, bunlardan güneş enerjisi de kendisine yeni uygulama alanları buluyor. Bu alanlardan biri de, belediyelerin sokak ve park aydınlatmaları. Türkiye’de bugün henüz birkaç belediyede, sınırlı sayıda kullanılan güneş enerjili aydınlatmaların birçok avantajı var. En önemlisi, ilk maliyetini karşıladıktan sonraki sıfır kaynak maliyeti. Çünkü ışığınızın tek kaynağı güneş. Ayrıca temiz enerji kaynağı olan güneşten aydınlatmada, kazı çalışması yok, kablo hattı yok, enerji krizi yok. Üstelik, devlete 3 milyar YTL’ye yakın elektrik borcu olan belediyeler için çıkış noktası bile olabilir.

Geri ödemesi 2.5 yıl

5 metre boyundaki aydınlatma lambaları, 2025 metre aralıklarla, 89 metre boyundaki direkler 4050 metre aralıklarla kuruluyor. 5 ve 8 metrelik direklerin maliyetleri 2.600 YTL’yi buluyor. Diğer elektrikli aydınlatma direkleri yatırımı ile mukayese edildiğinde sistem 2.5 yıl içerisinde kendini amorti ediyor. Aydınlatma sistemi günışığı ile çalışıyor, dolayısıyla havanın soğuk ya da sıcak olması değil, günışığının olması yeterli. Kurulan lambalar güneş paneli vasıtasıyla elektrik enerjisi üretiyor. Hava karardığı zaman da otomatik olarak ışıklar yanıyor, hava aydınlandığında ise kapanıyor.

Güneşle aydınlatma Türkiye’de henüz emekleme aşamasında. Bu nedenle bu işi yapan firma sayısı çok fazla değil. Bunlardan biri olan Hizmark Güneş Enerji Sistemleri, yaklaşık 4 yıldır başta Ankara, İstanbul ve Akdeniz olmak üzere güneş enerjisi ile aydınlatma sistemi kuruyor. Firma, güneş enerjili aydınlatma sistemlerini Avcılar, Esenler, Zeytinburnu, Etimesgut ve Bağcılar Belediyelerinde muhtelif alanlarda kurmuş. Son uygulamaları, Avcılar sahilinde, Atatürk Evi’nin çevresindeki 21 lamba. Türkiye’de birçok park ve bahçede uygulamalar yaptıklarını söyleyen Hizmark’ın sahibi Savaş Yeşiltaş, “Tüm Türkiye genelinde bayi ağlarımızı oluşturmaya başladık. Ayrıca, Suriye, Irak, Mısır gibi Ortadoğu ülkelerinden gelen firma yetkilileri ile de yurtdışı bağlantılarımızı oluşturmaya başladık” diyor.

Yeşiltaş, “Avrupa’da güneş verimliliği az olmasına rağmen devlet teşviki ile güneş enerjisi uygulamaları hızla yaygınlaşıyor ve hatta artık karayolları aydınlatmalarında bile bu sistem kullanılıyor. Türkiye’de ise güneş verimliliği fazla olmasına rağmen, maalesef bu tip uygulamalara yeni başlandı” diye konuşuyor.

3 gün yedekleme süresi

Yeşiltaş, aydınlatma sistemlerinin tasarım ve imalatı yapılırken otonom süresinin fazla tutulduğunu anlatıyor. Yani günışığı ile çalışan bu sistemde hava 3 gün tamamen kapalı dahi olsa sistem yedekleme ünitesinden karşılayarak çalışıyor ve tekrar günışığında elektrik üretimine devam ediyor. Yeşiltaş, sistemin en kötü hava koşulları dikkate alınarak kış aylarında çalışacak şekilde tasarlandığını ve en riskli aralık ve ocak aylarındaki güneşlenme zamanlarının da dikkate alınarak üretildiğini kaydediyor.

Hizmark’ın hedefi, başta belediyeler, tatil köyleri ve karayolları almak üzere dış aydınlatmanın çok yoğun kullanıldığı sektörlerden başlamak üzere güneş enerjili aydınlatma sistemlerini yaygınlaştırmak.
Tüm Türkiye genelinde il ve ilçe belediyeleri ile görüşme halinde olduklarını belirten Yeşiltaş, yurtdışından proje bazında 5 bin adet civarında, ülkede ise belediyeler ve tatil köylerinden gelen yaklaşık 10 bin adet civarında direk görüşmelerinin devam ettiğini vurguluyor. Hizmark, 3 yıl içerisinde Türkiye genelinde bayi ağı teşkilatını tamamlayarak, bu sistemin ülke üzerinden Ortadoğu pazarına satış yapabilecek altyapı ve koordinasyonu sağlamayı planlıyor.

Yeşiltaş, “Dünyada doğmuş olan güneş enerjisi sektörü içerisinde, ‘Güneş Ülkesi’ dediğimiz Türkiye’nin yer almaması gibi bir olasılık kesinlikle düşünülemez. Dünyada 30 yıl önce geçilmiş olan bu sistem ile alakalı olarak yeterince gecikildiği düşüncesindeyim” diyor.

İzmir’e Jeotermal müjdesi

MTA tarafından yıllar önce açılan kuyuların İzmir Jeotermal A.Ş.’ye devri için görüşmeler ve çalışmalar bir süredir devam ediyordu. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, Seferihisar’da halen faal 3 adet kuyu olduğunu ve bunların bakım – test çalışmalarının Eylül ayında İzmir Jeotermal Enerji A.Ş. tarafından başlatılarak tamamlandığını söyledi. Başkan Kocaoğlu, kuyuların devir alınmasının ardından jeotermal şirketinin yeni kuyu açmak için çalışmalarına başlayacağı müjdesini verdi ve yeni kuyuların açılması ile Seferihisar sahasının tam kapasitesinin görüleceğini, yatırımların da buna göre yapılacağını ifade etti.

Sahaların MTA’dan devralınması için hazırlanan protokolün bir süredir Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın onayını beklediğini hatırlatan Başkan Aziz Kocaoğlu, “Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanımız protokolü 20 Mart tarihinde imzalayarak, sahaların 49 yıllığına İzmir Jeotermal Enerji A.Ş.’ye devredilmesi onaylandı. Bu onay için İzmir halkı adına kendilerine teşekkür ediyoruz” diye konuştu.

Söz konusu çalışmaların çok uzun süredir devam ettiğini belirten Başkan Aziz Kocaoğlu şöyle konuştu: “Seferihisar’daki jeotermal sahaları 1987 yılında Özel İdare’ye devredilmiş. Protokolde, 1987 yılından bugüne kadar geçen süreç de anlaşmaya dahil edildi. Bu nedenle kiralama olayı 49 yıllığına oldu ancak 2037 yılına kadar işletebileceğiz”. Temiz enerji kullanımında jeotermal enerjinin çok önemli olduğunu ve yaygınlaştırılması için yoğun olarak çalışıldığını da belirten Başkan Kocaoğlu, Seferihisar sahalarının 1.8 milyon YTL’ye devralındığını söyledi. 600 bin YTL’nin peşin ödeneceğini söyleyen Kocaoğlu, geri kalan miktarı 6 ay arayla ve 600’er bin YTL olarak ödeneceğini kaydetti.

Halen faal olan Seferihisar jeotermal kuyuların sıcaklıklarının 147 ºC – 153 ºC ve 118 ºC olduğunu belirten Başkan Kocaoğlu, bu sıcaklıkla elektrik üretiminin de sağlanabileceğini kaydederek “İzmir Jeotermal Enerji A.Ş.’ye devrolan sahalardan elektrik üretimi, endüstriyel kullanım, Seferihisar, Bademler, Gümüldür, Ürkmez, Doğanbey’de yerel- bölgesel ısıtma, seracılık ve ek termal tesisler şeklinde kullanımlar sağlanabilir” dedi.

Elektrik alarm verdi Zorlu Grubu santrali kapatmaktan vazgeçti

rz açığı nedeniyle elektrik kesintilerinin yeniden gündeme gelmesi, sektörün önde gelen şirketlerinin pazara bakışlarını ve stratejilerini değiştirmesine yol açtı. Zorlu Enerji, doğalgaz fiyatlarının artmasına karşın toptan elektrik satış fiyatlarının sabit tutulması nedeniyle zararına çalıştıkları gerekçesiyle bazı santrallerini satmayı, bazılarını da söküp başka ülkelere götürmeyi planlıyordu. Kayseri’deki 170 megavatlık doğalgaz santralini satışa çıkaran ve potansiyel alıcılarla da görüşen Zorlu Enerji, arz açığı nedeniyle elektrik kesintilerinin yeniden gündeme gelmesi üzerine planını değiştirdi. Zorlu Enerji Grubu Başkanı Murat Sungur Bursalı, SABAH’a yaptığı açıklamada, elektrikte doğacak arz açığına işaret ederek, Türkiye’de elektriğe ‘had safhada’ ihtiyaç olacağını söyledi. Bursalı, ihtiyaca bağlı olarak elektrik satış fiyatının, Dengeleme ve Uzlaştırma Sistemi’nin (DUY) de bir gereği olarak artacağını söyledi. Bursalı, arz açığının bulunduğu böyle bir pazardan çıkmanın ‘ticari’ olarak doğru olmayacağını söyledi.

ÖNLEMLER ALINMALI
Türkiye ekonomisinin büyüdüğüne dikkat çeken Bursalı, büyümenin motoru olan elektrik sektörüne, ihtiyacı karşılayacak oranda yatırım yapılmadığını vurguladı. Bursalı, böyle bir ortamda işletmede olan santrallerin daha önemli hale geleceğini söyledi. Bursalı, arz açığı nedeniyle Türkiye’de planlı elektrik kesintileri olup olmayacağı sorusu üzerine kesintiyi önlemek için halen bazı önlemlerin alınabileceğini kaydetti.

Demirdöküm,her eve bir santral kuracak

Bülent Lütfü Kızıltan, gazetecilere yaptığı açıklamada, evlerde elektrik üretimine yönelik mikro jenerasyon ünitesi çalışmalarını sürdürdüklerini belirtti. Kızıltan, “Nasıl olsa kapımızın önüne kadar doğal gaz boru hattı geliyor. Bizim projemiz bu doğal gazı kullanarak küçük boyutlarda türbin çalıştırıp, elektrik üretmek, açığa çıkan ısıyla bildiğiniz yöntemlerle evin ihtiyaçlarını karşılamak” diye konuştu. Kızıltan, evlerde elektrik üretimini sağlayacak türbinlerin “buzdolabının
yarısı” kadar olacağını kaydetti.

DAĞITIM KAYIPLARI KALKACAK

Projeyle ülke ekonomisine katkı koymayı da amaçladıklarını belirten Kızıltan, şunları kaydetti:
“Şu anda devlet çok büyük paralar harcayarak, elektrik üretim santralleri kuruyor. Dağıtım sırasında en gelişmiş ülkelerde bile yüzde 14 kayıp oluyor. Bizim felsefemiz elektriği tüketildiği noktada üretmek. Dolayısıyla tellerle, yüksek gerilim hatlarıyla elektrik transferinde hem yatırım anlamında devletin üzerindeki yük kalkacak hem de elektrik enerjisi ihtiyacını karşılamada bireyler de katkıda bulunmuş olacak.”
Kızıltan, projenin başarılı olup olmayacağını Ar-Ge çalışmalarının belirleyeceğini belirtti. Projenin tamamlanma tarihi konusunda kesin bilgi veremeyeceğini belirten
Kızıltan, “Kesin bir tarih vermek doğru değil. Hedef çizmek zor. Proje başarısız da olabilir. Başarılı olması halinde ortaya çıkabilecek handikaplar var. Maliyeti yüksek olabilir ya da istediğiniz verimi alamayabilirsiniz. Bilinmeyen bir şeyi araştırıyorsunuz.”

HİDROJEN PROJESİ KAZANDIRDI

Bülent Lütfü Kızıltan, hidrojeni kullanarak, ısı ve elektrik enerjisi sağlayacak yakıt pilleri projesi çerçevesinde kutuplu plakaların ilk satışından elde edilen 150 avroyu da kasalarına koyduklarını söyledi. Almanya’nın Hannover kentinde yapılan fuarın ardından satış yaptıklarını kaydeden Kızıltan, şunları söyledi:
“İlk dövizi kasamıza koyduk. 60 bin sipariş için görüşmelerimiz sürüyor. Fransa, Amerika ve Japonya’ya satışımız oldu. 60 bin sipariş için Fransa ile görüşüyoruz.”
Ürün teknolojisinin ve patentinin Türklerde bulunması nedeniyle gurur duyduklarını kaydeden Kızıltan, “Başkası bulmuş, geliştirmiş, patent bedeli ödeyerek ya da parça satın alarak burada birleştirerek bir ürün üretme dönemini kapatıyoruz. Bizden sonraki arkadaşlar da yapmasın. Artık Türkiye kendi teknolojisiyle üretim yapıyor. Başımız dik, kimseye boyun eğmeden ’Biz de varız teknolojik olarak’ diyebileceğimiz bir ürün olması bizim için gurur kaynağı” dedi. AA

İran’ınkini bırak, Irak’ın gazına bak

RADİKAL - ANKARA - ABD, Türkiye’nin İran’dan doğalgaz alımını engellemeye yönelik çabasını sürdürüyor. ABD Dışişleri Bakanlığı’nın siyasi işlerden sorumlu müsteşarı Nicholas Burns’ün Başbakan Erdoğan’la yaptığı görüşmede gündeme gelen konunun, ABD’nin Ankara Büyükelcişi Roos Wilson’un TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Murat Mercan’i ziyaretinde de konuşulduğu öğrenildi. Wilson’un, ‘Türkiye’nin İran doğalgazı yerine, başka kaynaklardan gaz temin etmesi’ mesajı verdiği ve ‘Irak’taki doğalgaz rezervinin de beklenenden fazla bir potansiyel taşıdığına’ dikkat çektiği vurgulandı. Wilson’un, Ermeni soykırım iddiaları konusunda ülkesindeki girişimlerden dolayı ‘endişeli’ olduğu da belirtildi

Türkiye’de Rüzgar Enerjisi

Türkiye’de Rüzgar Enerjisi’nin Tarihi
Ülkemizde rüzgar enerjisiyle ilgili çalışmaların başlangıç tarihi çok eskilere dayanmamaktadır. Bu konudaki çalışmaları ilk başlatan kurum 1980′li yılların ortalarında Elektrik İşleri Etüt İdaresi olmuştur. Başlangıç çalışmaları rüzgar potansiyelini tespit amacıyla gerçekleştirilen etüt faaliyetlerinden ibarettir. Hatta bu yıllarda rüzgar enerjisini konu alan herhangi bir kanuni düzenleme bulunmamaktaydı.
1995 yılından başlayarak bazı küçük uygulamalar Yap - İşlet - Devret modeliyle gerçekleştirilmiştir. Türkiye’de İlk rüzgar santrali Demirer holding’in Çeşmede kurduğu santraldir.
İzmir Çeşme germian’da (1.5MW), Alaçatı’da (7.2MW); Çanakkale Bozcaada’da 10.2MW); İstanbul Hadımköy’de (1.2MW) gerçekleşen rüzgar santralleri bu şekilde ortaya çıkmıştır.
Bandırma Rüzgar Enerjisi SantraliTürkiye’de rüzgar enerjisi gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının konu edildiği ilk kanın 2001 yılında Elektrik Piyasası Kanunu’dur. Bu kanunla devletin belirli bir fiyattan alım garantisinden vaz geçmesi zaten düşük seviyede olan rüzgar enerjisi yatırımlarını durdurmuştur. Bu aşamada az sayıda özel sektörün kendi enerjisini üretmek için gerçekleştirdiği projeler mevcuttur. (Otoprodüktör)
Rüzgar enerjisine verilen resmi önemin kanıtı olarak ilk ciddi girişim ise ancak 2005′dey Yenilenebilir Enerji Kaynakları Kanunu’yla ortaya konmuştur. Bu kanunun sonrasında Bandırma, Çeşme yarımadası, Hatay, Manisa, Çanakkale’de gerçekleştirilen 150 MW gücündeki santraller kanunun ilk meyveleridir.

Bu tarihten sonra EPDK’ya ( Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu) rüzgar enerjisine dayalı üretim tesisi kurmak için başvurular gerçekleştirilmiştir. (Aralık 2007) EPDK gelen yoğun baş vurulardan uygun olanlarını elemiş ve 2008 itibarıyla 1420 MW kurulu gücünde rüzgar enerji santralı projesine üretim lisans verilmiş olup, bu güne kadar yapımına başlanılan proje bulunmamaktadır.

Enerji Çeşitleri

POTANSİYEL ENERJİ

Bir cismin konumu ve durumu yüzünden sahip olduğu enerjidir. Gerilmiş bir yayda, havada duran bir cisimde ve iple tavandan asılı bir modelde potansiyel enerji vardır. Kısaca yüksekliği olan ya da gerilmiş/sıkıştırılmış tüm cisimlerde potansiyel enerji mevcuttur.

 

KİNETİK ENERJİ

Kinetik enerjiye sahip olmak için bir cismin hareket ediyor olması lâzımdır. Yani kinetik enerji hızı olan cisimlerin sahip olduğu enerji çeşididir. Bunlara örnek olarak koşan çocuk, dönen tekerlek ya da yüksekten düşen bir top gösterilebilir.

 
ISI ENERJİSİ

Cisimlerin sıcaklıkları yüzünden sahip olduğu enerjidir. Sıcaklığı yüksek ya da düşük bütün maddelerin ısı enerjisi vardır. Örnek verecek olursak: ampul, elektrik sobası, jeotermal enerji, ısıtıcılar

 

ELEKTRİK ENERJİSİ

Bu enerji türü bu sitedeki ana başlıklardan birini oluşturur. Cisimlerin elektrik yükleri sebebiyle sahip oldukları enerjidir. Eğer bu konu hakkında daha çok bilgi edinmek istiyorsanız buraya basın.

 

IŞIK ENERJİSİ

Bu enerji türü karanlık bir odayı aydınlatabilecek bir enerji türüdür. Zaten adı üstünde. Yanan odun, ampul, Güneş, lamba vb. şeyler bir şekilde sahip oldukları enerjinin bir kısmını ışık enerjisine çevirir.

 

 

KİMYASAL ENERJİ

Maddelerin kimyasal reaksiyonlarda bulunması sonucu ortaya çıkar. Yanma, Yakma ve benzeri olaylar bir enerji sonucu olur ve onlar da bir enerji açığa cıkartır.

 

NÜKLEER ENERJİ

Fisyon veya füzyon sonucu meydana gelir. Nükleer santrallerden bu şekilde elektrik elde eder. (Bir şemasını görmek için buraya tıklayın.)

 

SES ENERJİSİ

Sesin enerjisi olduğunu nasıl anlayabiliriz? Şu örnekle açılanabilir: Camın kırılması. Hani o yüksek şiddetteki çığlıkların kırdığı camları anımsayın. Bunlar sesin enerjisi yüzündendir. Zilin kinetik enerjisi ses ve biraz da ısı enerjisine dönüşür. Yani kol zile vurdukça sesin çıkması enerji dönüşümüdür.

ENERJİ DÖNÜŞÜMÜ

Daha önce de bahsettiğimiz gibi hiçbir enerji kaybolmaz. Sadece dönüşüm sonucu başka bir enerji türü olur. Yani, evrendeki enerji toplamı değişmez. Buna enerjinin korunumu denir. Bu kısmı daha çok şekiller vasıtasıyla anlatmak istiyorum. Şekilleri görmek için başlıklara basın.